31 Temmuz 2012 Salı

Zihnimiz ve Biz


Biz kimiz? Hep o kafamızın içindeki duygu ve düşünceler miyiz? 
Zihnimizle biz bir mi?
Zihin diğer organlarımız gibidir. Bu dünyada bizim bir parçamız olan ve bize hizmet eden diğer organ ve hücrelerimiz gibidir. Zihnimizi kullanmalıyız, o bizi kullanmamalı... Zihin halen çözemediğimiz kadar güçlüdür ama asla zihnimiz ve biz bir değiliz...

Zihnin en büyük farkı öleceğini bilir ve ruhumuzla çelişki konu budur.
Zihin, özellikle orta beyin duygu merkezidir, size "duygular" kimliğinde de ele geçirip yine geçmiş ve gelecekte kalmak isteyecektir. 
Onun ayakta kalma şekli budur.

İradenizle zihninizi dizginleyebilirsiniz, fikirlerinizi, duygularınızı, seçimlerinizi...
İrade üzerinde çalışabileceğiniz ve geliştirebileceğiniz bir özelliktir. Anında aksiyon almamak temel adımdır. Duygunuzu veya düşüncenizi 'bastırmadan' sadece beklerseniz, bu durumun yatışacağını içinizden gelen davranışı gösterebileceğiniz bir duruma doğru hareket edeceğinizi görürsünüz.




Işık, yaratıcılık daima ruhumuz veya kimilerinin tabiriyle kalbimizden, veya Tanrı'nın her birimize ruhundan üflediğine inanıyorsanız ilahi tarafından gelir... Evet zihin bunu işler ve daha somut bir ürüne dönüştürür ama kaynak asla beyin değildir... Yaratıcılığın kanağı beyin olsaydı, her dakika aynı beyin yaratıcılık gösterebilirdi; ilham denilen kelime varolmazdı.

Zihin kontrolü, irade ve içinizdeki yaratıcılık, iç ses, ruh...?




27 Temmuz 2012 Cuma

Kredi Kartı mı? Nakit mi?


Nasıl ödeme yapıyorsunuz? 
Kredi Kartı mı? Nakit mi?

Bunun satın alırken vereceğiniz kararı değiştirebileceğini tahmin eder misiniz?

Journal of Consumer Research yayınlarının araştırması gösteriyor ki, hem pazarlamacılar hem de tüketiciler nakit veya kredi kartı arasındaki farkı iyi bilmeli.

Her ne kadar kredi kartı kullanımı tüketiciyi çok daha serbest bir şekilde alışverişe yönlendirildiği varsayılsa da (en azından nakit parası olmayan müşteriler için) bu yeni çalışmalar bu tüketimin ürüne nasıl baktıklarına dair bilgiler içermekte.

Özellikle, kredi kartı müşterileri ürünün “faydaları” üzerinde dururken, peşin ödeme yapanlar ürünün fiyatı, teslimat süresi ve montaj maliyeti üzerinde daha çok duruyor.

Ayrıca zihnimiz bir şey kaybetmek korkmaktadır, bu cebinizde nakit parayı vermek olduğunda, sağduyu önplanda olur ve daha rasyonel davranırız.

Ödeme kartla yapıldığında, bilinçaltı o ‘anda’ çalıştığı için bir şeyin eksildiğinin farkında değildir.
Bu demek ki, kredi kartı ile yapılan alışverişlerde ne harcadığımızdan ziyade, ‘ne aldığımıza’ yani alacağımızı ürün ve hizmete odaklanıyoruz ve bilincimiz, biliçaltından verilen kararlar için mantıklı gözükebilecek bahaneler üreterek içinize rahatlatıyor.


Gerekmedikçe kredi kartı kullanmazsanız, zihniniz daha fazla bilici kullanacak ve rasyonel davranabileceksiniz.

26 Temmuz 2012 Perşembe

Madonna


Madonna ama bu bildiğiniz Madonna değil, 1940'lı senelerin Kürk Mantolu Madonna'sı.

Kendilerini arayan iki kişinin, doğu ve batının, kadın ve erkeğin buluşması... Birbirlerini dönüştürmeleri ve özlerini bulmaları için birbirlerine çekilmelerinin hikayesi.

Kahramanımız Raif Bey, pasif, tepkisiz, içine kapanmış, özgüveni olmayan ve daima çevresini suçlayan veya tam tersi aşırıcı derecede kendini suçlayan bir yapıda. Onun kambur duruşunu, önüne bakar halini, heyecansız bakışını, düzensiz saçlarını tanıyorum sanki.
Ailesinde babası ile olan ilişkilerinin zayıflığından dolayı Raif Bey'in kadın tarafı ağır basmış...

Tam tersine, Romana adına veren Maria Puder ise babasız büyümüş ve ailenin erkek rollerini üstlenmiş ve kadınlığını yaşayamamış.
Ruhunun ve bedeninin bütünlüğü kaybetmiş, içindeki boşluktan rahatsız ama dışarıya verdiği dik ve güçlü duruştan asla vazgeçmiyor. Erkeklere, dünyaya, düzene tepkili... Rasyonel, duygusuz.
Raif Bey'e olan aşkını bile anlamak için ağır bir hastalık ve olaylar sisilesi geçirmesi gerekiyor.

O aşkı yaşadıkları kısa zamanda Puder kadınlığını hissediyor, Raif Bey'in güveni yerine geliyor. Ancak akabindeki ayrılış ilişkilerinin sonu oluyor.
Bir süre sonra Puder'den haber alamayan Raif Bey yıllar boyunca Puder'i suçlayıp, bu öfkeye tutunarak yaşamayı seçiyor, ancak gerçekleri öğrenince bu sefer de  kendini suçlamaya dönüyor, ve yaşarken ölmeye devam ediyor.

Her iki durumda da hayattan bir beklentisi olmayan görüntü çizmiş... Hayat enerjisi bitmiş, bunu değiştirmek için bir şey yapmamış...
 


Bu harika Roman bana Şanal'dan bir cümleyi de anımsattı:

"En önemli insani başarılardan birisi, sevmek ve sevilmek yeteneğinin gelişmiş olmasıdır."

24 Temmuz 2012 Salı

Sıfatların Karanlık Yanı




Ne tür mecra kullanırsanız kullanın, sıfatların dozajını kaçırmamak gerekiyor.


Dan Zarrella’nın yaptığı araştırmada birçok hikaye analiz edilmiş. 
Bu hikayeler birçok değişik kaynaktan alınmış ve sosyal bir web sitesinde paylaşılmış.


Farkedilmiş ki, dildeki karmaşık ile paylaşılma oranları birbirine ters.
Daha basit yazıların üzerinde daha çok duruluyor...


Zarrella işin biraz daha derinine inerek, en az paylaşılan yazıların çok oranda sıfat kullanılanlar olduğunu keşfetmiş. Bu uzmanlar için çok yeni bir buluş değil; fiiler ve nesneler okuyucuyu hızlandırır, zarflar ve sıfatlar yavaşlatırlar.


Diğer yandan elbetteki sıfatların da görevleri var; doğru yerde kullanılan sıfatlar, ürünlerin tanımlanmasında ve cezbettirilmesinde önemli rol oynuyor. Ancak amacın dışında fazla kullanımlar mesajın karmaşıklık düzeyini artırıyor.


Zihinsel Pazarlamanın yorumu basit: 
Gereksiz tamlamalar okuyucunun bağlanmasına engel oluşturacaktır. Kesinlikle gereksiz sıfatlar ve zarf kullanmayın.

Boşluk


Uzay...
Bakıyor musunuz bilmem ama ben çocukluğumdan beri bakıyorum, izliyorum ve 

her defasında nefesim kesiliyor.

Güneşe en yakın yıldızın 4.4 ışık yılı uzakta olduğunu biliyor muydunuz? 
Saniyede 300,000 km hızla gidebilirseniz yolculuğunuz 4.4 sene sürüyor.
Samanyolu galaksimizde en az 100 milyar yıldızın olduğu tahmin ediliyor. 
Siz aradaki boşlukları hayal edin.
Kaldı ki bilimadamları 100 ila 1000 arası da Galaksi oldugu öngörüyorlar. 
Bunların arasındaki boşluk daha da büyük.

Kafamızı önümüze eğelim, bu sefer önümüzde ne varsa, onun elektronlarına bakıp içinde ne olduğunu bulalım:
Bir Atoma baktığınızda gördüğünüz şey yüzde doksan dokuz boşluk, yüzde bir madde veya ışık olacaktır. Elektron ışık hızı ile ama boşluktaki 'anti madde' tabir edilen boşluktan etkilenerek zikzaklar çiziyor.



Einstein'in ünlü formulü: E = mc2 (madde enerjidir; yani ışıktır)

R.Şanal'ın şu satırlarını okuyalım:
"Bir hayali gerçek yapmak insana yaraşan bir yetenektir. 
Kuantum Alanı’nın belirsiz boşluğuna kendi vizyonununu çizdiğiniz zaman, Tanrı’yla beraber ortam bir yaratım işine girmiş olursunuz."

Eckhart Tolle'un boşlu ile ilişkilendirdiği 'hiç bir şey' kavramına bakalım:

I am no thing. [Ben hiç’im.]
I am nothing. [Ben hiçbir şeyim.]

Arasındaki fark. Ben hiçbir şeyim’de inkar ve olumsuzluk var.
Ben hiç’im ise bir durum gösteriyor. Varım ama bir şeklim yok, ismi yok, bilinen dünyada görünmeyen... İnsanlığın tarihinden beri yanlış kullandığı kelime... Ruh.


"Evrenin Ruhu" nun yazarı Kuantum Fizikçisi Fred Alan Wolf ise hiçbir şeyin aslında boşluk değil, fizikçilerin boşluk hali adını verdiği değişken bir şeydir. Boşluk hali, köpükler çıkaran bir içecek gibi madde ve enerji püskürtür. Ruh da aynı şekilde ortaya çıkar.

BOŞLUK, BOŞLUK, 
BOŞLUK, evren %99 boşluk... neden bu kadar boşluk var?
Bir matrix'in içinde miyiz? Rüyada mıyız?

Kur’an’da “dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir” der.

Bana kalırsa, bu boşluk Tanrı'nın bize bahşettiği tuvaller, dileğiniz resmi çizebilirsiniz, 
bu tamamen sizin seçiminiz...

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Kan Bağışı



Kan bağışı için yapılan görsellerde test etme şansım olsa da bu ilanların zihnimizde müthiş bir korku ve ters tepkiye yol açtığını ispatlayabilsem. Sadece iki görsele ayrı ayrı bakın, ve ne hisstetiğinizi bulmaya çalışın.
Yurtdışında bu konulara nasıl bakılıyor? Zihinsel Pazarlama bize nasıl yardımcı olabilir?
Araştırmalara göre biliyoruz ki güçlü bir hikaye bizi duygusal ve yardımsever bir hale sokabiliyor. 


İngiltere’deki araştırmacılar insanların ölüm hakkındaki bakış açılarını incelemişler. 
Detaylı bir hikaye yaratıp, kişilerin kendilerini yanan bir evin içinde hisstemelerini ve ölüm hakkında düşünmelerini sağlamışlar. 
Diğer gruba ise bir hikaye yaratmadan ölümle ilgili sorular sormuşlar.
Daha sonra her iki gruba da “kan bağışı” ile ilgili broşürler verilmiş. 
Son olarak da kan bağışı konusunda isteklerine bakılmış. 
Sonuçlar ilginçmiş: 
Yanan apartmanın içinde olduklarını hayal eden grup diğer gruba göre daha fazla kan bağışında bulunmak istemiş.
Kar Amacı Güdmeyen Ölüm Hikayeleri mi?

Kar amacı güdmeyen pazarlamacılar için Zihinsel Pazarlama (Neuro Marketing) nasıl bir uygulama sağlar?

1. Potasiyel kişilere ölüm ilgili hissi yumuşak bir şekilde hissetmeniz gerekiyor. 
2. Bunu yapmak için kişisel bir hikaye yazılabilir. 
Ayrıca biliyoruz ki, hikayeler sayesinde zihnimiz o kunuya dah sıkı bağlanabiliyor. Hem de dikkati kolay kolay dağılmıyor.


Buradaki asıl zorluk, bir kişiye “Hadi sana bir hikaye anlatayım” demekte. 
Tavsiyem, öyle bir senaryo veya mekan yaratmak gerekiyor ki, insanların aklına ölüm gelsin ama bir yandan da kar amacı güdmeyen bu eylemden çözümün bir parçası olacağını hissetsin.
Örnek mi? Gerçekte yaralanan bir grup itfaiyeci ve afet mağduru birçok kişilik bir grup size yardımcı olabilirler. Bu kişilerin anlatacakları hikayeler tarafsız ve inandırıcı olacaktır. 
Sonuçta bu “duygu sömürüsü” değil, diğer insanlar için yapılacak yardımın artırılmasına yönelik bir strateji.
Daha farklı ve size daha etik gelecek teşvik yöntemleri de deneyebilirsiniz, genel bulguları gerçek aksiyona dökmek zor.

17 Temmuz 2012 Salı

Sıradışı Beyinler




Daniel Tammet. Daniel olağanüstü matematiksel hesaplamalar yapan, 7 dil bilen bir otistik. Kendine ait bir lisan da geliştirmekte...
Albert Einstein. Einstein’s beyni matematik ve uzay hesaplamaları yapan kısım haricinde farklı değilmiş ancak bu kısım normalin %35’i kadar daha genişmiş.
Londra taksi şoförleri: Londra sokaklarını karış karış bilmeleriyle ünlü bu kişilerin normalden daha büyük hippocampus kısımları olduğu bulunmuş, özellikle de tecrğbeli olanların. Bu da ebzerlemeye yönelik çalışmaların bu kısmı geliştirdiğini gösteriyor. Sakın ben aklınmda bir şey tutamıyorum demeyin, pratik yapın .
Vladimir Ilyich Lenin: Lenin’in ölümünden sonra beyni araştırılmış; normalden büyük olduğu keşfedilmiş. Büyük de olsa küçük de olsa zihnimizi doğru kanalize edelim.
Ben Pridmore: Karıştırılmış bir deste kağıdı 26.28 saniyede ezberlemiş. Bu bir dünya rekoru.

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Beynimizle ilgili Fiziksel Bilgiler



  • Beynimizin %75’i sudan oluşuyor.
  • Beynimizin %10’unu kullandığımıza dair efsane doğru değil. Zihinsel araştırmalar beynin birçok bölgesinin kullanıldığını ispatlıyor.
  • İnsan beyni yaklaşık 6.6 kg.
  • Beyinde acı ile ilgili bir alıcı yok. Bu sebeple beyin üzerinde acı hissetmet mümkün değil.
  • Cerebrum beynin en büyük parçası ve %85’işini oluşturuyor.
  • İnsan beyninin %60’ı beyaz, kalanı gridir.
  • İnsan beyni  100 milyar civarında nörondan oluşuyor.


15 Temmuz 2012 Pazar

Hiç Tahmin Eder miydiniz?


Her Göz kırptığımızda beynimiz halen bir görüntü illustrasyonu yapmaktadır. Bu sebeple her göz kırptığımız dünyamız kararmıyor. Bunu günde 20,000 kere yapıyoruz. Yaklaşık 3sn de bir...
Gülmek gibi basit görünen bir harekette, beynin  beş ayrı bölgesi çalışıyor.
Esnemeğe esnemek ile karşılık veriyoruz. Bunun sebebi halen bilinmiyor.
Beynimizden günde yaklaşık 70,000 düşünce geçiyor. Zihniniz sizi yönetmesin!
Aristo beynin fonksiyonlarının kalbimizde gerçekleştiğine inanmıştı. Bundan başka bir ders mi çıkarmalıyız?
Shakespeare’in oyunlarında “beyin” kelimesi ortalama 66 kere yeralmaktadır.
Arkeologlara göre ilk beyin ameliyatı Milattan önce 2000 senesinde yapılmıştır. Bunu nasıl ispat etmişler merak ettim doğrusu.
Hayali oyun arkadaşları. Avustralya’da yapılan bir araştırmada hayali oyu arkadaşlarına büyük bir oranda ailelerin ilk çocuklarında rastlanmış. Beynimiz kendine kardeş bulamayınca hayal mi ediyor? Biz bu deneyimi ilk çocuğumuzda yaşadık.
Oxytocin hormonu beynimizdeki sosyal aktivitelerden sorumludur. Bu hormon otizim sendromundaki çocuklara yardımcı olabilir.

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Çocuk ve Beyin



Herkesin Beynimizle ilgili bilmesi gerekenler:
Özellikle de çocuk yetişlerin...

1. Yüksek Sesle Okuyun. Bu çocukta beyin gelişimini hızlandırır.

2. "Zihinsel Aktiviteler" hayatımız boyunca yeni nöron üretilmesini sağlamakta.

3. Bir insan beyni 18 yaşına kadar gelişim gösteriyor. Bu yaştan sonra da yavaşlasa da gelişim mümkün.

4. Eğer bir çocuk etrafı öğrenmeyi uyaran etkelerle dolu ise %25 daha iyi öğrenme yeteneğine sahip oluyor.

5. Araştırmalar gösteriyor ki, düzgün beslenen çocuklar diğerlerine göre %15 oranında daha fazla başarılı oluyorlar.

6. Beş yaşına kadar iki dil birden öğrenen çocukların beyin yapılarında farklılar gözleniyor.

7. İnsan meraklı bir canlı olarak yaratılmış. Merakını cezbeden bir şey olmadığında ortaya 
çıkan sıkıntı gelişimi yavaşlatıyor.

8. Yeni şeyler öğrenirken beynimiz daha hızlı gelişim gösteriyor.

9. Müzik dersi alan çocukların beyinleri daha hızlı öğrenebiliyorlar

10. Koku ve Hafıza.
Aklınızda tuttuğunuz nesneyi bir koku ile ilişkilendirirseniz akılda tutma ihtimali artıyor.


11. Hafıza ilişkilendirildiği ve anlam kazandığı zaman daha güçlü oluyor.

12. Uyku. Beyin siz uykudayken hafızayı pekiştiriyor.

13. Uykusuzluk beynin yeni anılar oluşturmasında zorluk çıkarıyor.

14. Istismar edilen çocukların beyin gelişimde değişiklikler olabiliyor ve öğrenme yeteneği olumsuz etkileniyor.