6 Şubat 2013 Çarşamba

Marka, Özgüven Katar mı?



Artık alışılmaya başlandığı gibi markalar, reklamlarını geleneksel mecralarda yayına girmeden önce youtube gibi sosyal mecralarda paylaşıyorlar. İşte Audi’nin yeni reklamı:



Audi reklamı bir temel gerçek üzerine kurulmuş: 
Kullandığımız marka ve ürünler bizim nasıl hissettiğimizi etkiliyor. 
Bu reklamda da abartılı bir şekilde de olsa kendine güveni olmayan bir gencin Audi ile nasıl birine dönüştüğü vurgulanmakta. Zihinsel Pazarlamanın en temel güdüleri iş başında: 
Güç ve özgüven katan araba bizim hayatta kalmamız için eski beyne hitap ediyor, bu güven diğer bir temel güdümüz olan üreme ve çoğalmaya destek var, reklamın abartı ve mizah içermesi olması da kolay hatırlanmasını sağlıyor.

Markalar kendimizi algıma şeklimizi değiştirebiliyor



Minnesota Üniversitesi’nden Ji Kyung Park ve Deborah Roedder John yaptıkları araştırmada marka kişiliklerinin kullanıcına nasıl bulaştığını gösteriyorlar. 

Victoria’s Secret poşeti taşıyan bir kadın kendini daha iyi, çekici ve feminen hissediyor. Markalı kalem kullanan lisans üstü eğitim alan öğrenciler kendilerini daha akıllı, lider ve çalışkan hissediyorlar.
Ancak bir noktada uyarı yapmak gerekiyor.
Kendi bireysel gelişimlerini ancak kendi çabaları ile elde edebileceğine inanan kişiler üzerinde bu etki olmuyor. 


Eğer reklamdaki genç sebepleri dış etkenlerde arayan biriyse, Audi’yi maço bir araba olarak algılayıp kendine güveni artıyor!
Audi, ilk defa fardaki ışık tasrınlarıyla arabaya bir bakış farkı yaratan ve bir nevi kişilik katan markaların başında yer alıyor.




Marka Kişiliği ile Hayallerimiz Örtüşüyor mu?

Tüm tüketicilere ve pazarlamacılara bu reklamda bir mesaj var.
Markanın kişiliği bazılarımızın duygularına dokunabilir, farkında varmasak da. Ayrıca bu marka ve ürünler ile başkalarına mesaj vermeye çalışıyor olabiliriz. Bu noktada markanın kişiliği ile bizim özelliklerimiz ile ilgili hayallerimiz, hedeflerimiz örtüşüyor olmalı. 

Bunu öğrenmek için kime sormak gerekiyor?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder