17 Nisan 2012 Salı

"Anneciğim, Teyzeciğim, vs"


İnsan neden kendi çocuğuna "annecim" veya "babacım" diye hitap eder?

Gelenek veya ağız alışkanlığı ise, kaynağı nedir? Bundan bir zevk alınıyor mu? Zevkli değilse neden yapılıyor? Oğlum, kızım demek çok mu saçma? Özellikle ülkemiz moda olan bu kullanımın kökeni nedir? Şu ana kadar diğer dillerde böyle kullanıma rastlamadım. 

Peki tam tersini düşünelim: Çocuklarımız bize "çocuğum" veya "oğlum, kızım" diye hitap ediyor mu? Etmiyor... Etse de saçma olurdu. Çocuklarımız için en önemli kişiler ebeveynleri... Onlara hayat veren anne ve babaları... Onlar için adeta Tanrı! Onlarsız hayatta kalamayacağını düşünen çocuğa "annecim", "babacım" diyoruz... 

Çocuklara zararı var mıdır? Neden bu kadar önemli bu? 
Bilinçaltına nasıl bir mesaj gidiyor?
Çocuğa anne ve baba sorumluluğu yüklüyor mu?
Çocuğun bilinçaltı kendini annesinden veya babasından sorumlu mu hissediyor?


0-6 yaş arasındaki çocuklarımızın zihinsel durumu süngere benzetilebilir. Neokorteks henüz gelişmediğinden dolayı, çocuklarımız duydukları her şeyi doğru zannedip kaydeder. Aileden gelen temel inançların bir kısmı bu yolla oluşur. Freud'un ortaya koyduğu şekilde bu yaşlardaki deneyimler hayatımız için oldukça etkilidir.

Ayrıca atalardan gelen dinamikleri de katarsak, duygularını belli etmeyen babalar, ezilmiş annelerin olduğu bir ebeveynden geliyorsak, anne ve babadan hayat enerjisini almakta zorlanabiliriz ve içgüdüsel olarak anne ve babamızı kurtarmak adına her şeyi yapabiliriz. Tüm bunların üzerine çocuklarımıza "annecim, babacım, teyzecim, halacım..." gibi söylemler çocuklarımıza fazladan yükler ekleyebilir.

Hem sonuçta, ne gerek var?..

15 Nisan 2012 Pazar

Sadece Beynimiz Mi Karar Veriyor?



Her ne kadar Zihinsel Pazarlama metodları bireylerin zihinlerindeki aktivitelerin hangi bölgelerde gerçekleştiğine bakarak “gerçek satınalma” kararlarını bulmaya ve bizi aydınlatmaya çalışsa da, kararlarımızı etkileyen sadece beynimiz değil. 

Öyle olsaydı tüm insanoğlu aynı karar kalıplarını uyardı. Cinsiyetimiz, yaşımız, hangi kültürden geldiğimiz ve atalarımızdan kalan miraslar bizleri etkileyen faktörler.
Konu ile ilgili en çarpıcı örneklerden biri Kore havayollarındaki durum.
Bildiğimiz üzere Havayolu en güvenli ulaşım yollarından biri. Nadir olarak gerçekleşen kazaların sebebi teknik arıza değilse ağırlıklı olarak Kaptan Pilotun verdiği hatalı bir kararı...

Yıllar önce, Kore havayollarının ortalamanın çok üzerinde kaza oranları ile karşı karşıya kalındığında yetkililer, yurtdışından danışmanlık firması ile anlaşıp konunun özüne inmeye çalışıyorlar.

Sonuçta, pilot ile yardımcı pilot arasındaki iletişimsizliğin hat safhada olduğu anlaşılıyor. Kore geleneklerine göre üstünüze bir şey söylemek son derece ayıp ve üst her zaman haklı ve genellikle üst altına sert davranıyor.

Bu sebeple yakıtın bittiğini bile anlatamayan yardımcı pilot, bu inanılması güç hikayler sonucunda kaderine razı oluyor.

Aynı şekilde şirketinizde de yöneticileri yanlış kararları alt veya aynı seviyedeki iş arkadaşları ile olan sağlıksız iletişime bağlı olabilir. Özellikle de günlük aksiyonda büyük rol oynayan orta-düzey yöneticilerin iletişim duvarlarının yıktığından emin olun.

Zihinsel pazarlama yöntemlerini de doğru hedef kitlenize, kültür, yaş ve cinsiyet farklarının ayırt ederek kullanmak için neler mümkün?

14 Nisan 2012 Cumartesi

Şekerin olumlu etkileri olabilir.


Bu sadece diyet yapmak zorunda kalanlar için bir haber değil.

Psikolog  Roy Baumeister yaptığı bir araştırmada alttan gelişi güzel geçen yazılar olan bir video filmi izlettiriyor. Normal olarak, bu alt yazılara pek dikkat edilmiyor.
Aynı grubun yarısına bol şekerli limonata, diğer yarısına da tatlandırılmış limonata içiriliyor ve hepsinden verilecek tariflere göre bir apartman dairesi seçilmesi isteniyor.

Gerçek şeker içenler diğer gruba göre çok daha doğru ve hızlı seçimler yapmışlar. Zihinsel pazarlama yöntemleri ile anlaşılan mantık merkezi olan alın korteksinde (Prefrontal cortex), ki bu bölge karşılaştırma yapan da kısım, şekerin uyarıcı ektilerinin olduğu.
Yaklaşık onbeş dakika sonra şeker beyinde etkisini göstermeye başlıyor ve alın korteksinin daha çarpıcı çalışmasına sebep oluyor.

Aç ve yorgunken neden daha az mantıklı olduğumuzun ve küçük rahatsızlıklarından bile havamızın bozulmasının kanıtı.

Her ne kadar “beyaz zehir” diye adlandırılan şekerden uzak durmaya çalışsam da masamda bulunan bir gofret her zaman beni yeniden şarj etmeye ve yetiyor.

13 Nisan 2012 Cuma

Sakın Bana Cevap Verme!



Bu lafı sık sık anne babalarımızdan duyduk sanırım.
Şimdilerde ise duyan birçok çocuk vardır.

Aile içi iletişim konusunda, Zihinsel araştırmlar ile ortaya çıkan bulgular şaşırtıcı:

Ebeveynlere “Cevap Vermek” zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor!

Çocuklara sadece “yap” demek gelişimlerine zarar veriyor, araştırma sonuçlarına göre istenen eylemin de nedeninin açıklamak gerekiyor.

İşte Tony Dokoupil’in 8,000 çocuk üzerinde yaptığı araştrmanın sonuçları:
Amerikada Latin kökenli bebekler diğer gruplara göre avantajlı doğuyorlar.
Daha ağır ve sağlıklı doğumlarının sebebi Latin kökenli annelerinin daha iyi besleniyor ve diğer ırklara göre daha az sigara ve alkol içiyor olması.
Ancak 2-3 yaş sonrasında gelişim açısında geriye düşmeye başlıyorlar, çünkü Latin kökenli ırkın geleneklerindeki anne baba baskısı ön plan çıkıyor. Bu kültürde çocuğa açıklama yapmadan emir vermek yaygın.

Görünen o ki, en azından, belli bir seviyeye kadar çocuklarımız ona verilen talimatları anlamalı ve onunla yaşı ne olursa olsun belli bir düzeyde tartışma ortamı yaratmalı.

“Nedenini bilmiyorum, Annem söyledi...” demelerini mi tercih edersiniz? 

12 Nisan 2012 Perşembe

Video Oyunları Yararlı mı?



Video Oyunları, beyin faaliyetlerini olumlu yönde etkiliyor mu?
Zihinsel Pazarlama, bu konuya dair daha fazla kanıtlar buldu:
Aksiyon oyunu oynayan kişilerin %25’i hassasiyetlikten ödün vermeden diğerlerine göre daha hızlı karar alabiliyorlar.
Ayrıca, düzenli oyun oynayanlar kafaları karışmadan aynı anda altı şey ile ilgilenebiliyorlar. Ortalama rakam ise dört...
Bilim adamları oyun oynayan kadınların 3D (3 Boyutlu) objeleri daha iyi kavrayabildiği buldu. Bu araştırmaların çoğunluğunun yetişkinler üzerinde yapıldığını unutmayalım.
Peki ya, özellikle çocuklar için bağımlılık tehlikesi  yaratan oyunların etkisi ne?
Denetim altında, belli saat dilimlerinde oynatılan ve içeriği vahşet içermeyen oyunlar oynayan çocuklardaki en büyük olumlu gözlem “yaratıcılıklarındaki gelişim”.
Diğer yandan, cep telefonun çocuklar üzerinde olumlu bir etkisi gözükmüyor.
Bu demek değil ki video oyunu oynayarak çocuklarımız her şeyi öğrenecek.
Ancak araştırmalar doğru miktarda zararsız içerikli video oyunlarının yaratıcılık tarafında fayda sağlayacağı...
Ne demişler; herşeyin azı karar, fazlası zarar diye...

11 Nisan 2012 Çarşamba

Dik Durmak ve Gülümsemek


Herkes bilir ki gülmek veya kaşlarımızı çatmak o anki ruh halimizi etkiler.Şimdi zihinsel pazarlama teknikleri gösteriyor ki Dik Durmak düşüncelerimize olan güvenimizi artırıyor.
Araştırmacıların buldukları sonuçlar şu şekilde; dik duran kişilerin iş görüşmelerinde kendi meziyetlerini çok etkili bir şekilde ifade ediyor, dik durmayanların ise kitaba bağlı özellikleri sıralamakla kalıyor.
Kendini değerlendirme anketlerinde ise dik duranlar kendilerine daha yüksek notlar veriyor.
Diğer bir bulgu ise vücudumuzda çift yönlü bir geri besleme mekanizması var. Olumlu ruh halimiz gülümsememiz ve dik durmamızı sağlıyor, diğer yandan dik duruş ve gülümseme de  beynimiz de olumlu ruh hali sinyalleri verebiliryor.
Haydi gülümseyin ve dik durun!

4 Nisan 2012 Çarşamba

Vergi Yasaları Kutsal mı?

"Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır." diye bir yazı gördüm. Bir devlet kurumunun binasında yazan bu yazı yasal olan şey kutsaldır demek istiyor.

Vergiler ve kanunlar devamlı değişmiyor mu? Bu ne demek? Kutsal konular da vergilere, devlet politikalarına ve hatta hükumet değişikliklerine paralel değişebilir mi?

Elbette ki, 'vergi vermeyelim' demiyorum, ancak bunun kutsallıkla ne ilgisi var? Kutsal kitabımızın hiç bir kısmında devlet işleri veya devlete verilecek vergiden bahsedilmiyor. Dürüst olmak, hak geçirmemek kutsal açıdan önemli.

Ancak örneğin gelir vergisini %40 olması veya %80 olması arasında nasıl bir kutsal fark var? Gelir vergisi sıfır çıktığında alınan damga vergisi caiz mi? Biri açıklık getirirse ne güzel olur.