23 Ocak 2014 Perşembe

Zihinsel Zayıflamak mı?


Bedeninizin kilosundan memnun musunuz?
Bunun için neler yaptınız? Diyet, spor, irade?..
Kaçında bu denemelerin sonucunda sürekli olarak başarı sağladınız?
Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar mı beklediniz?
Tüm bunlar olurken, çevrenizde sinirinize dokunan kişiler oldu mu? Dilediği zaman yemek yiyen, ne yediğine bakmayan ve bir o kadar sağlıklı ve enerjik insanlar?
Bir tarafta “Ne yesem kilo almayanlar”, bir tarafta “Suyu bile en değerli besin kaynağına çevirenler”...
Kuantum ve daha bir çok öğreti ve yazar bize ne düşünürsek başımıza onun geleceği söylüyor. Bilim bize herşeyin enerji olduğunu ve bu sebeple bir etkileşim ve çekimden bahsediyorlar.
Peki, tüm bunların kilolarımızla ne ilgisi olabilir?
Beynimiz, sorumlu olabilir mi?
Tipik bir şekilde genç kızlığında kilolarını dert etmeye başlayan Nörobilimci Sandra Aamodt bu konuyu araştırmış.
İşte sonuç:
“Her canım istediğinde yemek yedim ve yaklaşık 5 kilo verdim!”

Aamodt’un TED’deki konuşmasında da belirttiği gibi beynimizde kilomuzu kontrol eden ‘Hypothalamus’ adlı bir bölge var. Bu bölge bizim hayatta güvenle kalmamız için gereken bir seviyeyi ‘referans’ olarak alıyor ve bir termostat gibi geretiğinde kilo alma, gerektiğinde kilo vermek gibi bir vazifeye hizmet ediyor.
İnsanın evrim tarihine bakıldığında ise, ‘kıtlık’ çok uzun süreden beri bir tehlike iken, ‘obezite’ yakın zaman sorunlarımız listesinde kendine yer bulmaya başlamış.
Bu sebeple, referans noktasında, biz belli bir süre fazla kiloda kalınca bir yükselme oluyor. Yani zihin 65kiloyu normal görürken, artık 70 kiloyu normal görmeye başlıyor.
Özellikle diyet, zorlayarak çok az yemek, kıtlık alarmı verdiği çin beynimiz hızla tekrar yemek yeme dürtüsü ile ‘kıtlıktan çıkmış gibi’ yememize ve belki eski sınırı aşmamıza sebep oluyor.
Aamodt’un konuşmasından ilginç bir veri:
Diet ile kilo verenlerin %90’ı verdikleri kiloları geri alıyor, ve daha vahimi bu kişilerin yarıya yakını eski kilolarından da fazla şişmanlıyorlar. 

Sezgisel olarak yemek yiyenler daha mutlu daha sağlıklı oldukları gibi diet, spor gibi devamlı kontrollü yemek yiyenlere göre reklamlar veya aşırı yemek dürtüsünden daha az etkileniyorlar.
Yemek konusunda hassas olmadıkları için dış faktörler onların yarasına parmak basmıyor.
Aamodt çözümü, sezgisel yemek olan ‘Bilinçli Yemekte (Mindful Eating)’ bulmuş.
Bu, tüm yediklerinize, uyku saatinize dikkat etmek ya da bedeninizin yağ, kolestrol, kan değeri gibi gereksiz bilgilere sahip olmak demek değil.
Farkında olarak yemek, bedeninizi dinleyerek, çabalamadan, direnç göstermeden yemek...
Aç Hissettiğinizde Yiyin
Size ne iyi geliyorsa öyle yapın. Yapabiliyorsanız bedeninize sorun. Ne yemek istersin. Aklınıza bir cevap gelirse, dikkat edin; kuş gibi hafif mi hissediyorsunuz yoksa ağır mı? Ağır hissediyorsanız başka bir şey yiyin.
Doyduğunuzun Farkına Varın
Genellikle açlık hissi çok kuvvetlidir ve bizler yemeğe saldırırız. Midemizin ortalama büyüklüğü 900ml, buna içtiğimiz bir bardak suyu da dahil ederseniz her öğün avucumuzun için kadar yemek yememiz gerektiği ortaya çıkar. 

Yediğimiz yemekleri öğütebilmek için besinlerden aldığımız enerjinin %60 ila %90’ını kullanırız. Bu da aslında fazla yemek yemenin verimsizliğini ve boşuna olduğunu ortaya koyuyor.
Dikkat Dağıtıcıların Farkında Olun
Hiç çocuklarına oyun oynarken yemek yediren anneler gördünüz mü? Çocuk ne yediğinin farkında olmadığından yemeğe devam eder. Çocukluk döneminde de çok yedirmeyi meslek haline getirmek, gençlik dönemlerinde kiloları konusunda baskı kurmak onlara yük olacak temel inançlardır.
Yavaş Yemek Yiyin
Tat alma zihinsel bir işlemdir. Eğer yediğinize odaklanırsanız, hem lezzet hem keyif alırsınız ve doyduğunuzu hissedersiniz. Bir çikolatayı ağzınızda eriterek yavaş yavaş yemeyi deneyin, kahveyi koklayarak yudum yudum içtiğinizi hayal edin. 


İnanmadınız mı? Sorun değil, inanırsanız işe yarar gibi bir şart yok. Aynı şeyleri yapmaktansa yeni bir şeyler denemeye hazır mısınız?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder