13 Ekim 2014 Pazartesi

Short Term 12


Hayatımızda bize ağır bir yük gibi gelen hastalıklar, etkilerini bir türlü atamadığımız travmalar vardır. Kimisi, kader deyip katlanır, kimisi de kadersizliğine isyan eder. Öte yandan, bu başımıza gelenleri kabullendiğimizde ve hayat sürecimize dahil ettiğimizde, tüm bu yaşanan olumsuz gibi görünen deneyimler, bizim için bir güç kaynağı olur. Ancak insan kaderine itiraz ettiğinde, hayata itiraz ettiğinde, bu güç azalır. Benzer bir durum fail ve kurban arasında da vardır. Diğer bir deyişle suçlu ve masum çok ilginç bir sistem oluşturur. Bir şekilde ikisi de kendi rollerini oynar. Suçlu veya hastalık, masuma bir mesaj veren bir antagonisttir. Aile sistemi terapisini bulan Alman Psikolog Bert Hellinger’in 'Kabul Etmenin Özgürlüğü" kitabında bu sistemik bakış açısına detaylı bir şekilde bakılıyor.

Antagonistten gelen zorluk bize güç veren, aydınlığa kavuşturan kaynaktır. 

Geçmişimizde bilinçli ve bilinçsizce unuttuğumuz veya unutmaya çalıştığımız olayları kucaklayıp temizlemek en önemli işimiz olmalıdır; ancak o zaman özgürleşebiliriz. Aile sistem terapisi bu iş için kullanılan metotlardan biridir. Özellikle de ailemizden ve atalarımızdan taşıdığımız yüklerin farkına varabilmek için çok etkili bir araç... 
Aile içinde yaşanan şiddet veya istismara dayalı bir olay varsa, çocuk, anne babasını koruma veya yardım içgüdüsü ile sessiz kalabilir... Bu en yaygın tehlikedir.


Short Term 12, gençlerin sığındığı bir merkezde yaşayanların ve çalışanların hayatlarını gerçekçi bir bakış açısı ile veriyor. Çeşitli sorunları olan gençlere yardımcı olmaya çalışan Grace ve Mason diğer yandan ilişkilerini olgunlaştırmaya çalışıyorlar.

Grace, hamile olduğunu öğrenir. Aynı anda ilgilendiği kızlardan biri onunla benzer olayları yaşamıştır. Jayden isimli bu kızın hayatı, çocuk sahibi olup olmamayı düşündürür... Ancak, ikisinde bu hayatta karşılaşmaları tesadüf değildir.


Ya eğer her başımıza gelen olay, olgunlaşmamız, kendimiz olmamız ve özümüzü hatırlamamız için vesileyse? Ya eğer geçmişteki olaylara takılı kalmak, hikayeler ile var olmak, kendimize bir çok bahaneler yaratmak, özgürlüğün önündeki en büyük engellerse?
Ne yapardınız?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder