30 Haziran 2013 Pazar

The Perks of Being a Wallflower


Bir erkeğin belli de en ilginç ve zorlu dönemi ortaokuldan liseye döndüğü zamandır.
Ne çocuktur, ne de genç... Bir elinde oyuncağı, diğer elinde bir kızın elinin hayali...

Kendini kabul ettirme, farkedilme ihtiyacındadır. Hiç bilmediğiniz müzik gruplarını biliyormuş gibi yaptığınız zamanlar... Anlamadığını esprilere güldüğünüz, insanlara isimler taktığımız, inek gibi gözükmemek çin uğraştığımız zamanlar... Bir ilişkinin neden başlayıp, neden bittiğini bilmediğiniz zamanlar...Büyük değişimlerin oluşmaya başladığı zamanlar.

Tam da maske ve roller ile ilgili bir yazı yazarken seyrettiğim bu film saf çocukluktan maskelerin takılmaya başlandığı ortaokul sonu, lise başlangıcını konu alıyor.
Hem de hikaye 80’li yıllarda geçiriyor, karışık müzik kaseti çekip, kapağını kendiniz hazırlamışsanız, size çok nostaljik gelecektir film.


Maskeleri neden mi takarız? Dört Anlaşma kitabının yazarı Don Miguel Ruiz'in dediği gibi:
“Kendimiz için yeterince iyi değilizdir. Çünkü kendi mükemmellik imajımıza uygun değilizdir. Olmadığımız biri olduğumuz imajını vermeye, kendimizi öyleymiş gibi göstermeye çalışırız. Bunun sonucunda kendimizin suni olduğunu hissederiz ve başkalarının bunu görmesini engellemek için sosyal maskeler giyeriz.İnsanlar kendilerinin mükemmel olmadığının sizin tarafınızdan keşfedilmesinden korkuyorlar.Sosyal maskeden sıyrılmak acı vericidir.”
Filmin kahramanı liseye çeken çaylak Charlie’dir. Uyum problemi yaşarken, son sınıfta olan Patrick ile arkadaş olur... Yine son sınıfta olan Patrick’in üvey kızkardeşine gizleden gizliye aşık olur. Yan rolde olan Patrick kendi gibi davranan ve maske takmamak için direnen olağanüstü bir arkdaştır.


Charlie, Patrick ve Sam ile beraber takılarak müthiş deneyimler yaşamaya başlar; filmin en ünlü repliği Charlie’den gelir:
“Şu anda hayattayız, ve bu anda yemin ederim ki biz sonsuzuz.”

Filmin kadrosu doğal olarak gençlerden kurulu. Büyünce de güzel olacağı tahmin edilen Emma Watson ve Logan Lerman’ın yanısıra Patrick’i canlandıran Ezra Miller dikkatleri çekiyor.
1992 doğumlu Ezra Miller son dört uzun metrajlı filminde çok başarılı performanslar sunuyor, özellikle We Need to Talk About Kevin (2011) rolü unutulmaz... Bu filmde de ön plana çıkmış.


İşte filmden akılda kalacak replikler.

Sam: Neden biz bir hiçmişiz gibi davrananlardan hoşlanıyoruz?
Charlie: Biz, layık olduğumuzu düşündüğümüz sevgiyi kabul ediyoruz.

Patrick: Hey millet C- aldım! Ortalamanın altındayım, yaşasın!

Charlie: Mary Elizabeth herkesden nefret etmesinin yanısıra içinde iyi bir insan.

Charlie: Sam, ne kadar çılgın olduğunu bilseler, kimse seninle konuşmazdı, bunu hiç düşündün mü?
Sam: Her zaman.

Charlie: İşte bu benim hayatım. Ve bilmeni isterim ki, hem mutluyum, hem üzüntülü ve hala bunun nasıl olabileceğini anlamaya çalışıyorum.

Charlie: Doktorum dedi ki, nereden geldiğimizi seçemeyiz ama nereye gidebileceğimizi seçebiliriz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder