26 Kasım 2014 Çarşamba

Ivory Tower


Dünyadaki ilk üniversite milattan önce 700’üncü yıllarda Hindistan’da kurulmuş...
Son 50,000 yıldır konuşabilen, son 5,000 yıldır yazı yazabilen insanlık tarihi için son derece yeni kabul edilebilir bir kurum üniversite...

Son 30 yıldır yaygınlaşan üniversitelerin global sorunu, bu eğitim kurumlarının süratle ticarethaneye dönmesi ve dolayısıyla öğrencilerin müşteriye ve dolayısıyla borçlanan tüketicilere dönüşmesi!

Internetin icadı ile eğitimin bedava veya çok düşük maliyetlerle verilmesi mümkün hale gelirken, internet üzerinden eğitimler henüz genç yaştaki öğrencileri havaya sokma için yeterli olmazken, bir yandan da öğretmen anlatım yeteneği ve bire bir iletişim de kısıtlı.

Peki, işler nasıl bu hale geldi?


Eğitim sisteminin ve toplumun bize en verdiği en temel inanç kalıbı: Rekabet!
En iyi notu alacaksın, sınıf birinci olacaksın, en iyi üniversite, en iyi bölüm vs.
Bu rekabet okulların da ilk sırada tercih edilebilir olma dertlerini körüklüyor. Tercih edilmek için prestijli okul olmak durumundasınız, daha iyi öğretmeneler, daha iyi binalar, en ileri teknoloji, kütüphane, sosyal tesisler, kampüs, sınıf kapasitesi derken bakmışsınız size orta veya hatta büyük ölçekli bir şirket!
Prestij maliyetleri artırıyor, maliyetler okulun ücretlerini...
Amerika’da son 30 senede üniversite ücretleri %1100 artarken ülkemizde durum farklı değil; ilkokuldan başlayarak ücretler yılda ortalama 20,000 TL yi bulurken eğitim kalitesini de sorgulayanlar artıyor.

Öğrenciler müşteriye dönüştükçe, öğrencilere de velilerine de müşteri muamelesi yapılıyor. Günün sonunda iş bulmakta zorlanan bir çok üniversite mezununun yanı sıra eğitim için alınan kredi borçlarını da ayrı bir yük getiriyor. Yine filmde verilen bilgiye göre Amerika’da öğrenci kredi borçları 1 trilyon doların üstünde...


Ivory Tower filmi bu durumu çarpıcı bir şekilde inceleyen bir belgesel...
Bir yanda üniversiteyi ya terk etmiş ya da hiç okumamış başarılı karakterleri (Steve Jobs, Mark Zuckerberg gibi)örnek gösterenler, bir yanda da üniveriste eğitiminin gerekli olduğunu ancak ticaret boyutundan yine de şikayet edenler...
Üniversitelerde çalışan idari personelin öğretmenlere oranın da bile belirli bir artış var, pazarlama yatırımları ve harcamaları da cabası...

Filmden akılda kalan en çarpıcı slogan ise: “Biz müşteri değil, öğrenciyiz!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder