8 Kasım 2014 Cumartesi

Keşke Herşey Bir Anda Olsa!

Artık her şeyi farklı görüyor, farklı mı algılıyorsunuz? Ne istediğinizi biliyor, sezgilerinize güvenip bu yolda hareket etmeye başladınız mı?

O halde hemen gerçekleşsin bir an önce her şey!
Ne oldu mu? Olmuyor mu hemen her istediğiniz...
Yapmayı dilediklerinizi hemen yapamıyor, kendiniz olma yolunda yavaş mı ilerliyor gelişmeler, arınmalar?


Bazen farkındalığınız, biliş düzeyiniz toleransınızın üzerine mi geçiyor?
Başkalarına karşı? Hele bir de kendinize karşı mı?

İşte o anda durup Thich Nhat Hahn’ı dinlemek gerekiyor: 
“Gülümse, nefes al ve yavaş ilerle.”
Hayat her an hızlanıyor, her dakika daha fazla içerik giriyor hayatımıza, daha fazla mesaj, daha fazla içerik daha hızlı bir gelişim vaad eden biri veya bilgelik. Her dakika cep telefonunuza bakıp bunları takip ederken işin özünü kaçırıyor olabiliriz.
Bazen bazı şeyler zaman alır. İlişkiler, iş hayatınız, aydınlanmak, maskelerinizden kurtulup öz benliğinize ulaşmak...
Yoga, meditasyon, dans etmek, nefes çalışmaları, aile dizimleri, chi-gong enerji çalışmaları, Reiki sizi herhangi bir yolculukda destekleyecektir, ancak bazı konularda acele etmek sizi Mehter Takımı gibi iki adım ileri bir adım geri hareket ettirebilir. Daha kötüsü gelişim göstermiyorum sanarak eski kabul ettiğiniz konfor alanına dönüş yapabiliriz.

İçselleştirme
Önemli olan konulardan biri, öğretilerin özünsenmesi ve davranışlarımızda bir refleks haline gelebilmesi, lakin beynimizde kalan bir hafıza olduktan sonra hiçbir bir bilgeliğin bir faydası yoktur. Bu çevre konferansına tilki kürklerini giyip ciplerle gitmeye benzer.


Beden ve Zihin Hazırlığı
Diğer önemli bir konu ise yıllardır kökleşmiş temel inançlarla bugünlere gelen beden ve zihnimizin yeni düzene uyumlu hale gelmesi. Belli travmaların fiziksel olarak bedenden atıldığını biliyoruz. Ayrıca açık bir ruhsal hali için sağlıklı bir beden ve doğal olarak açık bir zihne sahip olmamız gerekir.

Bedenimizi dinleyip onu daha akışkan daha enerjik hale getirmek için alışkanlıklar elde edebiliriz. Az pişmiş sebze, ortalam miktarda meyve, kök sebzeler olabilir...
Özellikle uzak durulması gerekenler ise şeker, un, kahve ve süt...
Sporu da aceleye getirmeden, bedenimizi hissederek ve zorlamadan yapılan yürüyüşler yorgunluktan ziyade enerji sağlayacaktır.

Zihnimiz ise bize daima direnç gösterecektir; en sevdiği şey onun hayatında hiçbir şeyin değişmemesidir... Bunu bizi güvende tutmak adına yapar.
Biz, zihnin bizim küçük parçamız olduğunu fark edersek onu dinlememize gerek kalmaz.
Bunu nasıl mı yapacağız? 

Önce onu gözlemleyerek. Bir şey gözlemliyebiliyorsak, bu demektir ki, biz ‘O’ değilizdir, ‘O’ ancak bizim bir parçamızdır. Her ne kadar beyin çok güçlü bir organsa da sonuçta bir hesap makinesidir; elinde olan iki kaynak (bilgi vr deneyim) kendi hayatını güvene almak ister; bu da gelecek hakkında varsayımda bulunup her şeyi kontrol etme istediği ile olur, ancak bu bir illüzyondur. Geçmiş bilgilerle ne geleceği tahmin edebilir ne de bir şeyi kontrol edebilir...


Ego Tuzakları
Zihnin bir diğer tuzağı ise bizimle iş birliği yapmasıdır! “Evet, sen oldun, en iyisi, en hızlısı sensin!” diyerek gelişimimizi başkaları ile karşılaştırmaya ve bu konuda saplantılı bir şekilde de çabalamamızı sağlar. O, artık kendine yeni bir kimlik bulmuştur.
Aslında gerçek gelişim çabalayarak değil, kendimiz olarak gelir...
Gelişim veya bir hedefe ulaşmak bir rapor yazmak ve bitirmek gibi değildir. Yaptığınız fiziksel, zihinsel ve ruhsal hazırlıklar toprağa toprak atıp, onu sulamak gibidir; filizlenme için zaman gerekir. Doğal olarak toprağın verimi, kullanılan gübre sonucu bir parça değiştirebilir, hızlandırabilir ama çaba faydasızdır.

Temel inançlarımızı yakalayıp bunların farkında varmak katalizör etkisi yaratacaktır.
Kendimizi ve başımıza gelen olayları gözlemleyip tekrar tekrar yaşadığımız deneyimleri ve size hizmet etmeyen ilişkileri hayatınızdan çıkartabilirsiniz.
Eckhart Tolle’ün dediği gibi, bir durumu ya kabul edersiniz, ya değiştirirsiniz ya da oradan uzaklaşırsınız...


Son olarak bizi yolumuzda hızlandıracak en etkili yöntemlerden biri kendimizi yargılamamaktır. 

Biraz çelişkili gibi gözükse de ne zaman kendimizi hızlı ilerlememekten dolayı eleştirirken yakalarsak, yavaşlayım... Olanları izleyelim. Her seferinde artan farkındalığımız bizi hem yolunuzda tutacak hem de daha hızlı ilerlemiş olacağız.

İçselleştirme tamamlandığında hedeften çok yolun keyfini çıkarmaya, aslında hedef yol olduğunu idrak edeceğiz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder