11 Kasım 2012 Pazar

Cloud Atlas


"Hayatlarımız sadece bize ait değil. Beşikten mezara kadar, diğerlerine bağlıyız... Geçmişten geleceğe... İşlenen her suç ve yapılan her iyilik geleceğimizi yeniden şekillendirir.”

Kuantum fizikçilerinin keşiflerinden birisi Dolanıklık’tır... Bir foton ikiye bölündüğünde ortaya çıkan fotonların birbirleriyle olan ilişkileri devam eder. Dolanık fotonlardan birinde bir değişiklik olduğunda "aynı anda" diğer fotonda da değişiklik olur. Bu, birbirinden milyarlarca kilometre, ya da binlerce ışık yılı uzakta iki parçacığın anlık olarak birbirleriyle "iletişim" halinde olması demektir... Big Bang (Büyük Patlama) sırasında Evren’deki her şey bir toplu iğne başı kadar olduğu varsayımı ile tüm Evren’in birbirine belli derecelerde bağlıdır... Bağlam olmazsa yapının da olması mümkün değildir. Kendimizin diğerlerinden ayrı olması fikri, zihin kökenli bir yanılsamadır.

Fizik bu şekilde bir yaklaşım sergilerken, kadim öğretiler ve dinler de, Evren’in birliğinden bahseder. İngilizce, din anlamına gelen “Religion” kelimesi Latince ‘religare’ kelimesinden gelir. Bu kelime, birleştiren, birlik anlamına gelir. Hepimize Tanrı’nın ruhundan üflenmiştir; hepimiz ona döneceğizdir. Tekrar birlik oluşacaktır. Sufizm’de, aşık ile maşuğun tek bir vücut olmasından bahsedilir. Yunus Emre, “Aşk, sevenin sevdiğinde yok olmasıdır” şeklinde bir olmaktan bahseder... Yok olan ayrı sanılan kimlik, nefs, egodur...

*Eski insanlar zekiydi. Hastalıkları ve doğumları kontrol ediyorlardı. Mucizeler yaratıyor; gökyüzünde uçuyorlardı.
-Doğru, hepsi doğru. Ancak bir şeyleri daha vardı. Kalplerinde açlık vardı. Zekalarını gölgede bırakan bir açlık ...
*Açlık mı? Ne için?
-Daha fazlası...


Kendini ayrı sanan zihin, kendi bedenini hayatta tutmak için korku ve öfkeyi kullanır. Korku, kaçmak için, öfke ise savaşmak için güç sağlar... Zihnin ayrımcı yaklaşımı, kişileri böler. Filmin altı ayrı dönemde geçen hikayelerinde, hep sınıf ayrımları vardır; güçlü ve zayıf, efendi ve köle, beyazlar ve göçmenler, insanlar ve robotlar, soylular ve diğerleri... Acılardan kurtulmak ve ödülleri azami düzeye çıkarmak isteyen zihin bu savaşı kazanamaz... Hep daha fazlasını ister ve diğerlerine zarar vermeye başlar.
“Yaşamlarımız ve kararlarımız kuantum yörüngelerinin de tarif ettiği gibi her karşılaşma ve her kesişmede farklı bir istikamette ilerleyecektir.”
Öte yandan insan zihninin aklının alamayacağı bir düzen vardır. Herkesi birbirine bağlayan bu bağın adı sevgidir... Milyarlarca küçük sistemden oluşan ve bir sistemde buluşan Evren iş başındadır. Her sistem, doğasında olduğu gibi denge bulmaya çalışır. Her denge hareketinde bir parça düzensizlik (entropi) ortaya çıkar...
“Endişelenme, her şey yolunda. Her şey gayet yolunda. Şimdi anlıyorum; gürültü ve ses arasındaki sınır, geleneklerden ibaret. Tüm sınırlar, aşılmayı bekleyen birer gelenektir. Herhangi bir geleneğin geride bırakılabilmesi için ilk önce birinin onu aşması gerekiyor. Böyle anlarda, senin kalp atışlarını, kendiminki kadar net duyabiliyorum ve anlıyorum ki ayrılık sadece bir yanılsama.
Hayatım, kendi sınırlarının çok ötesine uzanıyor...”

Sistemleri en iyi anlayan teorilerden birisi, “Kaos Teorisi”dir... Bu teoriye göre, sistemdeki ufak bir değişiklik, sistemin diğer elementlerini büyük bir şekilde etkileyebilir. Bunun ne zaman ve nasıl olacağını tahmin etmek imkansız gibidir.

*Ne yaparsanız yapın, yaptığınız Okyanustaki bir damla gibi olacaktır!
-Okyanusu oluşturan damlalar değil midir?

Bir süre sonra denge bulan sistemlerin, radikal bir değişim için eşik seviyelerini aşmaları gerekir. Bu eşikler o döneme, o sisteme ait, o anki sınırlardır. O eşiklerin aşılması için önemli bir miktarda enerjiye ihtiyaç vardır. Bu eşik boyunun aşılması için başlayan bazı küçük dalgalar, büyür ve bir gün eşik aşılır... Artık sistem yeni bir dengeye ulaşa kadar salınır ve artık eski dinamikler geçerli değildir...
“İnanç, korku ve aşk gibi olguları, izafiyet teorisi ve belirsizlik ilkelerini anladığımız yollardan anlamaya zorlandık. Bu olgular hayatımızın, rotasını belirler. Dün farklı bir yöne giderken, bugün farklı bir yöne gidiyorum. Bugün yaptıklarımı, dün yapmamın ihtimali yoktu. Zamanı ve mekanı yeniden yapılandıran bu güçler, daha biz doğmadan başlayacak ve öldükten sonra da devam edecek şekilde olmak istediğimiz kişiyi değiştirebilir ve şekillendirebilir."

Javier: Ne okuyorsun?
Luisa Rey: Eski Mektupları.
Javier: Neden bunları okumayı bırakmıyorsun?
Luisa Rey: Bilmem. Sadece aynı hataları neden devamlı tekrarladığımızı anlamaya çalışıyorum...

“Hakikat tektir ve onun versiyonları sahtedir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder