20 Eylül 2013 Cuma

Kendine Güveniyor Musunuz?


Herşey kendini bilmekle başlıyor.
Doğru ya, bilmediğiniz bir şey hakkında nasıl güvensiz olursunuz, onu yargılar ve kızarsınız? Kendinizi yargılıyorsanız, siz kimsiniz, yargılanan kim?

Yoksa, içimizdeki ikilik, çatışma bir illüzyon mu?
Kendini bilmek ve tek olmanın yolu kendini bilmek, bunun da ilk adımı gözlem:
Kendini yargılamadan, varsayımlarda bulunmadan, kişisel almadan gözlemlemek... 

Bunun için iyi imkan ise ilişkiler. İlişkiler esnasında hangi duygularlasınız, hisleriniz nasıl oluşuyor, düşünceler sizi nereye yönlendirmeye çalışıyor?


Zihninizin duygu ve düşünceler ile kontrolü elinde tutmasına izin verirseniz egonun asla becermediği ama devamlı peşinde koştuğu iki amaca doğru sürüklenirsiniz: korkulardan kaçmak ve arzuları doyurmak.

Tam tersine belli bir gözlemin ardından zihinizi kendi lehinize kullanabilirsiniz. Bilinaçlı yargılamaz, ne verirseniz onu alır. Dik durmak, yukarı bakmak, gülümsemek, gülmek, olumlu sözler kullanmak ve düşünmek, beyindeki dopamin seviyesini artıracak ve daha iyi hissetmezine sebep vereceksiniz.


               Çok az veya fazla stresli olduğumuzda bilinçaltı kontrol ele alır.

En iyi perfomansınızı orta derecede bir stres seviyesinde verirsiniz. Çok gevşekseniz veya çok heyecanlıysanız istediğinizi yapmakta zorlanırsınız. Bu sebeple çok gevşekseniz, kendinizi biraz gerginleştirecek bir durum hayal edip adrenalin seviyesini yükseltebilirsiniz. Aynı şekilde dopamin de benzer rolü üstlenebilir. Eğer çok heyecan varsa, sizi en çok rahatlatacak bir hayal, düşünce veya aktivite stres düzeyini azaltacaktır. Gitarın teli doğru gerginlikteyse ancak güzel ses çıkartır.
Ama en önemlisi olumlu düşünceler!
Çevrenizde devam şikayet eden, devamlı olumsuz konuşan, dedikodu ile beslenen kişilere ve onların başlarına gelenlere bakın, bir de ‘dört ayak’ diye lakap takılan kişilere bakın.
Yaratıcılık mı istiyorsunuz? Bunun kaynağı zihin ve beyin veya onun sağı solu değil. 
Aklınıza en iyi fikirler en olmadık zamanda gelmiyor mu? Einstein, en önemli fikirlerinin tıraş olurken geldiği belirtmiş... Zihnin en sakin ve sessiz olduğu an... Bir olduğunuz an.

Zihin sadece bilgi ve deneyimlerine dayalı düşünceler üretir, bunlar da geçmişe aittir. 
Yaratıcılık, Şimdi’dedir, yenidir...
Hep başkalarının daha zeki, daha yaratıcı olduğunu varsayarız ama bu doğru değildir... 
Hepimiz ortak bilince bağlıyızdır, yeter ki zihnimizi sakişleştirelim.
Bunun da ilk adımı gözlemleyerek kendini tanımak.



İçimizdeki potasiyeli ve gücü farkettiğimizde, kendimize güvenmek zor mu?
Kendimizi durduran sadece kendimizi bloklamamızdır. Belirsizlik ve değişimden ürken ego, size birçok gerçekçi bahaneler bulacaktır.

Aksiyon almak, korkuyu yenecektir. Aşağı atladıktan sonra korku kalmaz. Ayrıca, biraz stres, heyecan performansı artırıyordu...
Olmak istediğin konum veya konu hakkında ne hissedeceğinizi şimdiden duyumsamak, kendinize olan güveni artıracak, motivasyonunuzu yeterli seviyede tutacaktır. 

Bazı sorular sorarak başlayabilirsiniz...
Kendiniz olduğunuz, Şimdi’de bulunduğunuz, zihninizin sakinleştiği ortamlar nereler? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder