26 Eylül 2013 Perşembe

The East


Zal Batmanglij ve Brit Marling, ‘Sound of My Voice’’dan sonra sıradışı bir yapıta daha imza atmışlar. Yeni filmleri The East, dünyayı kirleten ve insanlara zarar veren ürünler geliştiren firma sahiplerine karşı oluşturulmuş bir terörist ekip ve bu ekibe sızan bir casusun hikayesini konu alıyor.



Suçlu damgasını vurdukları insanlara yaptıklarının aynısını onlara yaparak intikam almaya çalışırlar. 

Suçlu var mıdır? İnsanlık tarihine baktığımızda özellikle son 2,000 yıldır, devam süregelen ayrım, ikilikler insanlara savaşlara ve zülme rastlıyoruz. İkilikl ve ayrılık öncelikle bireyde başlıyor. İnsan egosu ve bilinci ayrılıyor. Bireyselliğin illüzyonu ile korku başlıyor... Korku kendini güvende hissteme ihtiyacı doğuruyor.

Fiziksel güvence olan ev, kıyafetin yanısıra psikolojik güvence arayan birey, daha fazla statü, daha fazla toprak, daha fazla yandaş, daha fazla kontrol istiyor... Bunların sonucunda bencillik doruğa ulaşıyor...


Tüm başımıza gelenler ortak bilincimizin sonuçları; kabul etmek zor da olsa tüm bunları insanlık topyekün kendine çekiyor... Terörist grup kurmak veya onlar suçlu demek de ayrımın ve ikiliğin diğer bir versiyonu ve bu olumsuz enerjinin beslenmesi...

Özde bir olarak, sonsuz varlıklar olarak olumlu enerji yaymak dışında ikilik yaratmamak mümkün mü?


“Biz Doğu’yuz .Biz sizin uyanma çağrınızız. Sizden hiçbir şey saklamıyoruz. Biz siziz. Biz sizin sabah uyandığınız çarkız, açık havada çalışan. Biz sizin ilk kez öptüğünüz ve sizi geri öpen kişileriz. Biz uyuyamadığınız geceler, tavana bakıp ‘Bu mudur?’ diye düşündüğünüz geceyiz. ‘Hayatın teklif ettiği en iyi hayat bu mu?’ Hayır. Sizin içinizde korku tanımayan bir özgürlük var...”

Yoksa özgürlüğünün peşinde koşan korku mu?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder