25 Ekim 2013 Cuma

Uyanış


Uyanıyorlar, her gün sayıları artıyor...
Ayçiçeklerinin hep beraber başlarını kaldırdıkları gibi başlarını kaldırıyorlar...

Kim uyanıyor? Neye uyanıyorlar?

80’li kuşak gayet iyi hatırlar; Iron Maiden’ın “2 Minutes to Midnight” şarkısı, dünyanın insanları barındıramayacağı bir hale gelmesine 2 dakika kaldığını gösteriyordu...


1900’lu yıllara gelindiğinde tüm insanlık kendi korkularından yarattıkları bir savaş durumundaydı. Toplumlar özgür seçim hakkılarını Hitler gibi liderlere bırakıyor ve kutuplaşmanın, yargıların, ayrımcılığın tavan yaptğı, bireysellik illüzyonu ile sona doğru gidiyordu... Dünya’nın enerjisi de buna hazırlık halindeydi.

Ancak bir şey oldu; 1945 yılından sonra büyük bir değişim süreci başladı...
Insanlar kendi seçimlerini yapmak istediler. Kitlesel savaşlar azaldı, saat geriye gitti. Nesiller değişmeye, enerjileri yükselmeye başladı.

Etrafımıza baktığımızda birçok insan kendini kapana kısılmış gibi hissediyor, halen yerel çatışmalar devam ediyor, kaynaklar tükeniyor, işler azalıyor, ilişkiler yüzeyselleşiyor, komşuluk azalıyor, çevreye saygımız azalıyor...


Bir kısmımız da sadece egoya mı teslim olmuşlar? Para, ödül, statü, ünvan, ün, cinsellik ve güzellik mi peşinde oldukları? Kökeninde ölüm korkusunda mı güdüleniyor egonun başkaları tarafından onaylanma ve var olma çabası?

Peki soru şu:
Biz kimiz? Hayatın amacı bu mu? Hayat bu mu? Tanrı gerçekten var mı?

Herşeye sahibiz ama içimizde yaşama neşesi yok mu? 
Hiçbir şey sahip değiliz ama başkalarını mı suçluyoruz?
İçimizdeki boşluk hissi bir türlü yok olmuyor mu?

Birçok kişi bazen bir anda, bazen belli öğretilerle (Budizim, Sufizim, Islam, Taoizm, Zen...) anlayışlarını geliştirip ne olduklarını hatırlıyorlar. Byron Katie (“Olanı Sevmek” kitabının yazarı) on yıllık depresyonun ardından bir gün büyük bir neşe, çoşku dolu bir farkındalıkla uyanmış.

            "Oluşunuzun merkezinde cevap vardır; kim olduğunuzu biliyorsunuz
                        ve ne istediğinizi biliyorsunuz." [Lao Tzu]

Sufizm, “Mutlak yaratıcı, O’nu kendi zatına ayna yapmıştır” demiştir... 

Kur’an'ı Kerim'de de insanlık hakkında bilgiler var:
“Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu.”
Biz Âdeme ruhumuzdan üfledik” (Hicr)

İncil’de şöyle geçer:
“…çünkü erkek Tanrı’nın benzeyişinde olup Tanrı’nın yüceliğini yansıtır...”


Birçok film veya kitap da bu tür farkındalıkları görmek mümkün. The Perks of Being a Wallflower adlı filmleri sözlerden biri “Şu anda hayattayız, ve bu anda yemin ederim ki biz sonsuzuz.” Bu sözü internette arattığınızda ne kadar değişik şekilde paylaşıldığına şaşırabilirsiniz.  Yazının enerjisi buna hazır olan kişileri çekmektedir.

An’da olmak “Şimdi’nin Gücü”nün yazarı Eckhart Tolle’nin üzerinde vurduğu bir kavramdır. 'Sadece olmak' ve olabileceğiniz tek zaman dilimi olan Şimdi’de olmak sizi olduğunuz Ortak Bilinç’le bağlantıda tutacaktır.


Eckhart Tolle, Var Olmanın Gücün’de uyanış hakkında yazmış. Kendisi bu kitabın yazılmayı istediğinden bahsediyor. Bilinç olduğunuz zaman, temel inançlarımızdan, yargılarımızdan, tutunduğumuz duygu ve düşüncelerden (ki geçmiş kökenli ve sınırlıdır) özgür olur ve yaratım gücümüzü kavuşuruz. Bu gücü bize Yaradan vermiştir. Bu noktadan sonra sözlüğünüzde ‘şans’, ‘tesadüf’, ‘rastlantı’, ‘istemek’ gibi sözcüklerin yeri olur mu?

İşte Tanrılar Okulu’nun yazarı Stefano D’Anna:

“Adem’in işlediği günah ölümcüldür, çünkü bu bir ‘zaman içine düşüştür’,
hipnotik hale gelen insanın, ölebileceği ‘inanışına’ düşüşü...
Artık insanın eve dönmesinin, uykusundan uyanmasının,
özbeöz hakkı olan “ölümsüzlük hakkını
geri alması gerekiyor.” 


Bilince Erişim anlamına gelen ve bizlere farkındalığın yanı sıra bir çok araç gereç de veren Access Consciousness’ın kurucusu Gary Douglas’ın sözleri:
"Siz hiç hata yapmadınız, sadece olduğunuz her şeyi olmayı henüz seçmediniz.”
Uyanış Devrimi ile ilgili birçok bilgi aşağıdaki blogda mevcut.
Sloganı ise “Hayatın tümü, neşe, kolaylık ve ihtişamla gelir...”


Evrenin Ruhu’nun Kuantum Fizikçisi Fred Alan Wolf, “Hiçbir şeyin aslında hiçbir şey değil, fizikçilerin boşluk hali adını verdiği değişken bir şeydir. Boşluk hali, köpükler çıkaran bir içecek gibi madde ve enerji püstürkür. Bu yanıt, ruhun ortaya çıkışını da anlatıyor: Ruh da aynı şekilde ortaya çıkar.”
Indigo çocuklarının açtığı ve hazırladığı ortama Kristal çocukları geliyor... Bu çocuklar şimdiden güçlerinin, seçimlerinin farkında... Onların yollarını açarak biz de kristalleşebilir miyiz?

Aralarında Jim Carrey, Eckhart Tolle ve Oprah’ın olduğu Uyanış ile ilgili video tüylerinizi diken diken ediyor veya gözlerinizi yaşartıryorsa, bedeniniz uyanışa cevap veriyor demektir. 



Biz bu beden ve zihin (dolayısıyla) ego değiliz. Bunları kullanabilir ama biz sonsuz varlıklarız... Sonsuz bir varlık olsaydık neler seçerdik? Gary Douglas’ın dediği gibi, sonsuz bir varlığın (1) Olmak, (2) Algılamak, (3) Bilmek ve (4) Kabul edip almak gibi kabiliyetleri var. Krishnamurti 13 yaşında dünya öğretmeni ilan edildiğinde hiçbir kitap okumadığını söylemiş...
Tüm maskeleri bıraktığımızda, kim olduğumuzu kabul ettiğimizde hayat bize neşe, kolaylık ve ihtişamla gelecek...
“Eğer tüm insanlığı uyandırmak istiyorsan, kendini uyandır; eğer dünyadaki ıstırabı yok etmek istiyorsanız, içinizdeki karanlığı ve olumsuzluğu yok et.  Sahip olduğunuz en büyük armağan kendi dönüşümünüzdür.” [Lao Tzu]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder